17 Haziran 2015 Çarşamba

anasonun keskin kokusu beynimi uyuşturmaya başlamışken düşünüyorum "huzur gerçekten olmadığımız bir yerde mi?"

huzur.
hissetmeyen, hissedemeyen, tüm hisleri bir adam tarafından teker teker yok edilmiş bir "şey"im nicedir. bu duruma o kadar alıştım ki, hissetmeye korkuyorum artık.

huzur.
gerçekten.
olmadığımız bir yerde mi?

eskiden pes etmez, ne olursa olsun denerdim. denerdim, çünkü buna değerdi. şimdi ise boş. aldığım nefes bile gereksiz geliyor bana.

huzur.
yok.

bunu ben seçtim.
belki elimle koyduğum an bulabileceğim huzuru, elimin tersiyle itmeyi ben seçtim.
içimde iyiliğe rağmen ne varsa katletmeyi ben seçtim.
insanlara karşı duyduğum nefretvari duyguyu ben seçtim.

anlat dediler, kimsin sen.
hiç dedim.
hiçim.
yok oldum yıllar önce, görünmez oldum, size adapte oldum yıllardır yaşıyorum.

sigara yakmalıyım.
kadehim bitmiş, tazelemeli.
kusmalı belki bu gecenin sonu dedim, ya kağıda, ya tuvalete.
kağıda kusmayı tercih ettim.

huzur.
yok.
deniz kokusu var mis gibi, anasona karışmış.
sessizlik var.
beynimi kemiren bir şeyler var.
sigaram
çakmağım
mezem
anılar
herkes, her şey var.


huzur?
sorma.

8 Haziran 2015 Pazartesi

'Seni az seviyorum'' dedi Derdâ.
''Ben daha az'' dedi Derda.
Bir daha da konuşmadılar...

Bir ara, duvardaki işareti izleyip düşündüler: Oğuz Atay'la başlayanın Oğuz Atay'la bitişini.

Follia adındaki sonsuz melodinin eşliğinde
Birbirlerine son kez bakıp uyudular.
Ölümüne.
Seksen yaşındaydı.
İkisi de.
Birlikte olabilmek için kırk yıl,
Birlikte ölebilmek için de
Bir kırk yıl daha
Yaşamışlardı.

hakan günday