ölümle kılıç kalkan savaşıyorum. cesaretimden değil, korkumdan.
korku ki ölümden değil. geride bırakacaklarımın acısından.
bu zamana kadar o kadar çok geride bıraktım ki insanları, kendime kızıyorum. bir kere bile bakmadım arkama eyvallah etmedim kimseye, onlar geride kaldıkları için acı çektiler mi, bana ihtiyaçları var mıydı hiç düşünmedim.
bu karakter meselesi değil bence. bu güçlü olmak güçlü kalmak değil. bu acımasızlık.
vicdanımın sesi her gece kulaklarımı tırmalarken, nasıl bu kadar acımasız olabiliyorum aklım almıyor. kalbimi bir gün ya bu tezatlıklar durduracak ya da yaşadığım şu salaş hayat.
ben kendimi affedemiyorum, bunun sorumlusu olan insanlar beni affetse ne olur? ben kendime katlanamıyorum bana insanlar nasıl katlanıyor hayret ediyorum, bana katlananlar için nefes alıyorum, onlara iyiki diyorum, iyiki varlar diyorum bir gün iyiki var-dı'lar diyeceğimi bile bile.
ben kendimi tanıyamıyorum artık.
ben kendimle savaşmaktan yoruldum ki bu zamana kadar çok savaştım, en hırlı, en kanlı savaşlarım kendimle oldu.
umursayabileceğim, ilgilenebileceğim, gerçekten sevebileceğim kimse yok yeryüzünde, nefes alan hiçbir canlıya tahammülüm yok. bu asilik değil, anarşistlik değil. bu hissizlik. bıkmışlık.
kendimden bıktım tanrım.
yok muydu bu hayatın bi kullanma klavuzu?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder